
Müteveffa şairimiz kendini pek hoş hissedip İspanya'yı Endülüste zil, şal ve gül ünen raks yapılan bir yer olarak bize yutturduğu günden beri kafamız karışıktır. Hala ne iş yaptıklarını ve bu kadar az çalışıp bizden nasıl daha zengin olduklarını çözememiş iseniz turizmin nasıl bir sektör olduğunun farkına varamamışsınız demektir. Önce plajlarını satan İspanyollar öte yandan sektörü genişletmek için her hafta ülkenin bir tarafında tarih öncesi inançların sergilendiği festivalleri de oldukça iyi pazarlıyorlar.
Bunlardan en meşhurlarından biri de hiç kuşkusuz Bask bölgesinde ki San Fermin. Nafaroa (Navarra) yada Pamplona olarak bilinen şehirin azizlerinden biri olan Fermin hazretlerinin anısına yapılan etkinlikler 6-14 temmuz arasında icra ediliyor. Bizim de televizyonlardan aşina olduğumuz görüntülerden bilindiği üzre bir yığın hormon tutsağı er kişi, üzerlerine salınan boğalardan kaçışır ve bu da festivalin en önemli gösterilerinden biridir. Encierro adı verilen bu 800 yardalık menşei müphem koşu dünyanın dört bir yanından gelen alkol duvarını aşmış dangalağın erkekliklerini ispat etme koşusu olarak da tanımlanabilir. Dünyaya bu şaklabanlığı ilk tanıştıran Hemingway olup, Güneş de doğar adlı eserinde durumu geniş kitlelere edebi bir üslup ilen pazarlamıştır. Başlıkta belirttiğim vahşet koşuda yaralanan koşu bağımlıların durumu kesinlikle değildir. Vahşet binlerce insanın içinde korku ile koşturulan daha sonrada arenada korkakça ve gaddarca işkence edilerek öldürülen hayvanların vaziyetidir. Şimdi bu haltı biz yesek tüm Avrupa bizi topa tutardı, demek ki vahşet uygulayacaksanız işi Avrupa-i yapacaksınız, hem meşhur olur hemde bira satarak köşeyi dönersiniz. Ha unutmadan ülkenizi ziyaret eden yazarlara da iyi davranın.
